Küresel piyasalarda ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına yönelik şahin beklentiler ve dünya genelindeki büyüme endişeleri, emtia piyasasında geniş çaplı bir satış dalgasına yol açtı. Yatırımcıların borçlanma maliyetlerinin uzun süre yüksek kalabileceği yönündeki görüşleri, özellikle değerli metaller üzerinde belirgin bir baskı oluşturdu.
Değerli metallerde kayıplar derinleşti
Hafta boyunca değerli metaller ons bazında değer kaybetti. Gümüşün onsu yüzde 6,3 oranında düşerek 55,4 dolara gerilerken, platinin onsu yüzde 3,4 azalışla 1598,20 dolara indi. Bu seviyeler, her iki metal için de son üç ayın en düşük noktası olarak kaydedildi. Paladyum ise yüzde 3,2'lik düşüşle 1092 dolara gerileyerek Ağustos 2025'ten bu yana görülen en düşük seviyeye ulaştı. Altın fiyatları ise tahvil faizlerindeki gerilemeye rağmen Fed'in sıkı duruşu nedeniyle haftayı yüzde 0,7 kayıpla kapattı.
Endüstriyel metallerde arz ve talep dengesi
Baz metaller tarafında da benzer bir negatif seyir izlendi. Alüminyum ve çinko fiyatları yüzde 2,3, nikel yüzde 2,2, bakır yüzde 2,1 ve kurşun yüzde 0,2 oranında değer kaybetti. Bakır fiyatlarındaki düşüşte, Şili'deki Escondida madeninde grev riskinin azalması ve küresel büyüme endişeleri etkili oldu. Alüminyum fiyatları ise Endonezya'daki üretim artışıyla baskı altında kaldı.
Enerji ve tarım grubunda ayrışma
Emtia piyasasının genelindeki düşüş eğilimine karşın enerji grubunda farklı bir tablo ortaya çıktı. Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin arz endişelerini canlı tutmasıyla Brent petrolün varil fiyatı haftayı yüzde 4,75 yükselişle tamamladı. Doğal gaz fiyatları ise ABD'deki ılıman hava beklentisi ve yüksek stok seviyeleri nedeniyle yüzde 3,2 oranında değer kaybetti.
Tarım ürünlerinde ise bölgesel arz ve iklimsel faktörler fiyatları şekillendirdi. Rusya'nın buğday arzındaki artış buğday fiyatlarını aşağı çekerken, El Nino hava olayının üretim üzerindeki olası etkileri kahve ve şeker fiyatlarında sert yükselişlere neden oldu. Hindistan'daki arz sıkıntıları ise pirinç fiyatlarını yukarı taşıyan temel etken olarak öne çıktı.