Küresel finans piyasaları, son yılların en sert tahvil satış dalgalarından birinin ardından yeni bir denge arayışına girdi. Avrupa genelinde devlet tahvillerinde görülen nefeslenme sınırlı kalırken, yatırımcıların Fransa'nın borç dinamiklerine ve siyasi risklerine yönelik endişeleri devam ediyor. Fransa'nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 4,67 civarında seyrederken, Almanya ile arasındaki borçlanma maliyeti farkı 2012 yılından bu yana görülen en geniş seviyeye ulaştı. Bu durum, piyasalarda Fransa'nın kredi notuna ve gelecekteki seçim süreçlerine dair belirsizliklerin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
ABD tarafında ise tablo daha belirgin bir maliyet artışına işaret ediyor. Petrol fiyatlarındaki sıçramanın tetiklediği kalıcı enflasyon beklentileri ve artan kamu borcu, Hazine tahvili getirilerini yukarı taşıdı. 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi yüzde 5,5 seviyesine yaklaşarak 2004'ten bu yana en yüksek noktasına ulaştı. Bu yükseliş, konut piyasasını doğrudan etkileyerek mortgage faizlerini yukarı çekti. Ortalama 30 yıllık konut kredisi faizleri yüzde 7 seviyesine çıkarak, Donald Trump'ın Ocak 2025'te göreve başlamasından bu yana kaydedilen en yüksek orana ulaştı.
Piyasalardaki bu olağandışı hareketlilik, hisse senetleri ve tahvillerin aynı anda değer kaybetmesiyle dikkat çekiyor. Geleneksel olarak hisse senedi piyasalarındaki düşüşlerde güvenli liman işlevi gören tahviller, bu kez enflasyonist baskılar nedeniyle yatırımcısına beklenen korumayı sağlayamıyor. Webull UK CEO'su Nick Saunders, mevcut durumu 1970'lerin başındaki enerji şoklarına benzeterek, yatırımcıların varlık dağılımlarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, Oxford Economics analistleri Ricardo Amaro ve Daniel Kral, faizlerdeki bu ani sıçramanın büyük ölçüde geçici olduğunu savunuyor. Analistlere göre, bu artış esas olarak enerji fiyatlarındaki yükselişe karşı para politikasının verdiği bir tepki niteliğinde. Kamu bütçelerinin mevcut borç vadeleri sayesinde yüksek faiz ortamına karşı belirli bir dayanıklılık gösterdiğini belirten uzmanlar, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin ise mali politikalarını sıkılaştırmak zorunda kalabileceği uyarısında bulunuyor.