Dünya genelinde siyasi dengeler köklü bir değişimden geçiyor. İdeolojik, etnik ve mezhepsel çatışmaların yerini jeopolitik mücadelelerin aldığı yeni bir dönemde, büyük güçler stratejik konumlarını yeniden tanımlıyor. ABD'nin geleneksel liberal küreselleşme paradigmasından uzaklaşması, küresel ölçekte belirsizlikleri ve çatışma risklerini beraberinde getiriyor.
Bu karmaşık süreçte, küresel gidişatı doğru analiz eden Türkiye ve Çin gibi ülkeler, geçiş dönemini daha istikrarlı bir şekilde yönetmeyi başarıyor. Buna karşın Avrupa, İsrail ve İran gibi aktörlerin dönüşümün şifrelerini çözmekte zorlandığı ve ciddi bir belirsizlik girdabına sürüklendiği görülüyor.
Rusya ise izlediği stratejiyle dikkat çekiyor. Yayılmacı bir politika yerine coğrafi sınırlarına çekilerek sarsıntıları atlatmaya çalışan Rusya, özellikle Ukrayna kriziyle birlikte ciddi bir nüfuz kaybı yaşıyor. 2022 yılından bu yana Ukrayna üzerindeki etkinliği üçte iki oranında azalan Rusya'nın, Kafkasya ve Ortadoğu'daki varlığı da zayıfladı. Mevcut İran kriziyle birlikte Hazar havzası ve Orta Asya'daki etkisinin de azalma riskiyle karşı karşıya olduğu değerlendiriliyor. Küresel güçlerin beka kaygısıyla hareket ettiği bu yeni düzende, stratejik öngörü sahibi ülkeler öne çıkmaya devam ediyor.