ABD'de 3 Kasım'da gerçekleştirilecek ara seçimler yaklaşırken, ülkenin makroekonomik göstergeleri hanehalkı ve piyasalar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde seyretmesi ve finansal piyasalardaki katılık, seçim sürecinin ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Enerji ve Konut Piyasasında Maliyet Şoku
Enerji fiyatlarındaki artış, tedarik zincirinden market raflarına kadar geniş bir yelpazede maliyetleri yukarı çekiyor. Amerikan Otomobil Birliği verilerine göre, benzin fiyatları yıllık bazda yüzde 35,9 artarken, motorin fiyatlarındaki yükseliş yüzde 68,7'yi buldu. Bu durum, lojistik ve tarım sektörleri başta olmak üzere tüm ekonomiyi olumsuz etkiliyor.
Konut piyasasında ise 30 yıl vadeli mortgage faizlerinin yüzde 6,85 seviyesine yaklaşması, ev sahibi olmayı planlayan orta gelir grubu için büyük bir engel teşkil ediyor. Yüksek finansman maliyetleri nedeniyle hem alıcılar hem de satıcılar piyasadan çekilirken, kiralık konutlara olan talep kira fiyatlarını yukarı taşıyor.
Kamu Borcunda Tarihi Zirve
ABD ekonomisindeki bir diğer kritik gelişme ise kamu borçlanmasında yaşanıyor. Ülkenin toplam kamu borcu 18 Ağustos itibarıyla 40 trilyon dolar sınırını aşarak tarihte ilk kez bu seviyeye ulaştı. Fed'in enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı yüksek faiz politikası, Hazinenin faiz ödemelerini katlayarak bütçe üzerindeki yükü ağırlaştırıyor. 2026 mali yılının ilk 11 ayında kamu borcunun net faiz gideri 1 trilyon doları geçti.
Seçim Vaatleri Tartışma Yarattı
Ekonomik tablonun seçim sonuçları üzerindeki etkisi sürerken, Başkan Donald Trump dikkat çekici bir vaatte bulundu. Trump, Cumhuriyetçilerin seçimlerden galip çıkması halinde her yetişkine 5 bin dolar ödeme yapılacağını açıkladı. Bu vaat, bütçe açığını daha da büyüteceği gerekçesiyle liberal çevrelerden sert eleştiriler alırken, bazı analistler tarafından yasal ve ekonomik açıdan tartışmalı bir adım olarak değerlendiriliyor.