Dijital platformlarda etkileşim odaklı içerik üretimi, hem toplum hem de reklamverenler için ciddi bir sorun haline geldi. Sosyal medya algoritmaları; öfke, korku ve şok gibi duyguları tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkararak bu videoların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Bu durum, içeriklerin aldığı etkileşim arttıkça platformların daha fazla ekonomik değer elde etmesine neden oluyor.
Markalar farkında olmadan suç içeriklerini fonluyor
Dijital reklam ekonomisinde markaların reklamlarının hangi içeriklerin yanında görüntüleneceğini tek tek seçmesi teknik olarak mümkün değil. Bu durum, tamamen yasal bir markanın reklamının; dolandırıcılık, şiddet veya suç örgütü propagandası içeren içeriklerin hemen yanında yer almasına yol açıyor. Reklamverenler, kendi bütçelerinin dolaylı yoldan zararlı içeriklerin trafiğine katkı sağladığından habersiz kalabiliyor.
Televizyon ve dijital mecra arasında çifte standart
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Dr. Ali Murat Kırık, dijital mecralardaki denetimsizliğin ciddi bir çifte standart oluşturduğunu vurguluyor. Kırık, televizyon kanallarında yasadışı bahis veya kumar gibi içeriklerin reklamının yapılması kesinlikle yasakken, dijital platformlarda bu tür içeriklerin yapay zeka destekli sahte görüntülerle reklam haline getirilebildiğini ifade ediyor. Kırık, bu durumu "Bu bir milli güvenlik sorunudur" sözleriyle tanımlıyor.
Dijital platformların denetlenmemesinin sadece bir reklam sorunu olmadığını belirten uzmanlar, bu mecraların dezenformasyon yayma potansiyeline de dikkat çekiyor. Özellikle toplumsal olaylarda doğru bilgiye ulaşmanın önemine değinen Kırık, dijital platformların kontrolsüzce fonlanmaya devam etmesi durumunda yerli ve milli medyanın ayakta kalmasının zorlaşacağını belirtiyor. Çözüm olarak ise televizyon ve radyolarda uygulanan denetim mekanizmalarının dijital mecralar için de hayata geçirilmesi gerektiği savunuluyor.