ABD ekonomisi, brüt ulusal borcun 40 trilyon dolar barajını aşmasıyla kritik bir eşiği geride bıraktı. Hazine Bakanlığı tarafından paylaşılan güncel veriler, toplam kamu borcunun 40,05 trilyon dolara ulaştığını ortaya koydu. Bu rakam, Kongre Bütçe Ofisi'nin 2026 mali yılı sonu için yaptığı 39,4 trilyon dolarlık tahminin dahi üzerine çıkarak beklentileri aştı.
Ekonomik baskılar ve piyasa tepkileri
Borçlanmadaki bu hızlı artış, enflasyonist baskılar, kamu harcamalarındaki yoğunluk ve yükselen borçlanma maliyetleri ile birleşerek yatırımcılar üzerinde tedirginlik yaratıyor. Özellikle uzun vadeli ABD Hazine tahvillerinin getirilerinin 2007 yılından bu yana görülen en yüksek seviyelere çıkması, hükümetin borçlarını finanse etme maliyetini önemli ölçüde artırdı. Uzmanlar, bu durumun tüketici ve şirketlerin borçlanma maliyetlerini yükselterek genel ekonomik büyümeyi baskılayabileceği uyarısında bulunuyor.
Sürdürülebilirlik tartışmaları
Brookings Enstitüsü'nden uzmanlar, ABD'nin bütçe açığı konusunda sürdürülemez bir yolda olduğunu vurguluyor. Geçmişte gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3 ila 4'ü seviyesinde seyreden bütçe açıklarının, günümüzde yüzde 6 ila 7 bandına yaklaşması finans piyasalarında ciddi bir risk algısı oluşturuyor. İki Partili Politika Merkezi yetkilileri, mevcut borçlanma düzeylerinin benzeri görülmemiş bir belirsizlik yarattığını ve Kongre'nin bu duruma kalıcı bir çözüm üretmesi gerektiğini savunuyor.
Siyasi kanatta ise borç artışı sert tartışmalara neden oluyor. Cumhuriyetçi ve Demokrat kanattan siyasetçiler, harcamaların kontrol altına alınması ve bütçenin denkleştirilmesi çağrısında bulunurken, borçlanmanın yönetimi konusunda birbirlerini suçlayan açıklamalar yapıyor. ABD yönetimi, savaş harcamaları ve vergi düzenlemeleri gibi yükümlülüklerini karşılamak için borçlanmaya devam ederken, piyasalar artan borç yükünün uzun vadeli etkilerini yakından takip etmeyi sürdürüyor.