Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, iletişimin dinlenmesi ve teknik takip gibi hassas yargısal tedbirlerin verilmesi sürecini yeniden düzenledi. Alınan karar, yargı çevrelerinde geniş yankı uyandırdı ve yetki dağılımına dair tartışmaları beraberinde getirdi.
Geçmişte FETÖ mensubu olan hâkimlerin verdiği kararlar neticesinde çok sayıda siyasetçi, yargı mensubu ve gazetecinin telefonunun hukuka aykırı şekilde dinlendiği ortaya çıkmıştı. Bu tür haksız uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla yasal düzenlemeler yapılarak telefon dinleme kararlarının alınması zorlaştırılmıştı. 2014 yılında getirilen kural ile bu kararların ağır ceza mahkemesi heyetince oybirliğiyle alınması şart koşulmuştu. Ancak 2016 yılında yapılan yasal değişiklikle bu yetki tekrar nöbetçi sulh ceza hâkimliklerine devredilmiş, soruşturma aşamasında savcılıkların dinleme taleplerini nöbetçi hâkimlere iletmesi sağlanmıştı.
HSK Birinci Dairesi, 28 Temmuz tarihinde imzaladığı kararla yeni bir uygulamaya geçti. Buna göre, ilde sekiz veya daha fazla sulh ceza hâkimliği bulunuyorsa, telefon dinleme, HTS kaydı isteme, gizli soruşturmacı atama, teknik araçlarla kamera kaydı alma, fiziki takip yapma ile yayın içeriğinin kaldırılmasına veya erişimin engellenmesine dair kararlara 1 numaralı sulh ceza hâkimliği bakacak. Bu mahkeme, "ihtisas hâkimliği" sıfatıyla görev yapacak. Verilecek kararlara yapılacak itirazları ise 2 numaralı sulh ceza hâkimliği değerlendirecek.
Kurul tarafından yapılan açıklamada, bu değişikliğin temel hak ve özgürlüklere müdahale derecesinin hassasiyeti gözetilerek yapıldığı belirtildi. Uygulama birliğinin sağlanması, verimliliğin artırılması ve kararlarda ihtisaslaşmanın sağlanmasının hedeflendiği ifade edildi. Ancak bu karar bazı yargı mensupları tarafından eleştirildi. Eleştirmenler, birden fazla hâkimin yetkili olduğu bir sistemden tek hâkimin yetkili olacağı bir sisteme geçilmesinin, yetkinin tek bir merkezde toplanmasına yol açacağını ve geçmişteki olumsuz tecrübelerin tekrarlanabileceğini savunuyor.