Spor ve sağlıklı yaşam dünyasında popülerliğini koruyan yüksek proteinli beslenme modelleri, bilim dünyasında yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Kas kaybını önlemek amacıyla orta yaş ve sonrasında sıkça önerilen bu yaklaşımın, herkes için aynı faydayı sağlamadığına dair bulgular artıyor. Uzmanlar, yeterli fiziksel aktiviteyle desteklenmeyen protein alımının, vücutta insülin direnci ve yağlanma gibi kronik sağlık sorunlarını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.
Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Profesör Dudley Lamming, egzersiz yapılmadan uygulanan yüksek proteinli diyetlerin metabolizma üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Lamming, vücudun ihtiyaç fazlası proteini işlemek için fiziksel çabaya ihtiyaç duyduğunu, aksi takdirde bu durumun diyabet ve kalp hastalıkları riskini artırabileceğini ifade ediyor. Benzer şekilde, Hollanda'daki Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezi'nde yürütülen çalışmalar, aşırı protein sindiriminin hücre DNA'sına zarar verebilecek kararsız kimyasalların açığa çıkmasına neden olabileceğini gösteriyor.
Bilim insanları, proteinin kaynağına da dikkat çekiyor. Özellikle kırmızı et, tavuk ve peynir altı suyu gibi ürünlerde bulunan dallı zincirli amino asitlerin (BCAA) ileri yaşlarda aşırı tüketimi, iltihaplanma ve metabolik hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu'ndan Profesör Frank Hu, bu amino asitlerin büyüme döneminde faydalı olsa da, yaş ilerledikçe dengeli tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzmanlar, sağlıklı bir yaşam için şu önerilerde bulunuyor:
- Öğün başına yaklaşık 15 gram protein tüketimi çoğu birey için yeterli kabul ediliyor.
- Hayvansal kaynakların yanı sıra mercimek, nohut ve kuruyemiş gibi bitkisel proteinlere ağırlık verilmeli.
- Kas sağlığı için protein kadar yeterli su tüketimi de hayati önem taşıyor.
- Protein alımı mutlaka direnç egzersizleri ve düzenli fiziksel aktivite ile desteklenmeli.
Sonuç olarak, protein tüketiminin tek başına sağlıklı yaşlanmanın anahtarı olmadığı, dengeli beslenme ve aktif bir yaşam tarzının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bilim dünyası, özellikle hareketsiz yaşam süren kişilerin protein tercihlerini yeniden gözden geçirmelerini tavsiye ediyor.