Geçmiş dönemdeki bölgesel anlaşmazlıkların ardından Fransa ve Türkiye, ilişkilerde yeni bir sayfa açma eğilimine girdi. Fransız yetkililer, Avrupa'nın gelecekteki güvenliği için Türkiye'yi temel bir aktör olarak tanımlıyor. Özellikle Ukrayna savaşındaki dengeli tutumuyla dikkat çeken Türkiye'nin, jeopolitik gücünü yeniden kanıtladığı ifade ediliyor.
İki ülke arasındaki iş birliği arayışı, savunma sanayii alanında somut projelere dönüşmeye başladı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye'nin Fransız-İtalyan ortak yapımı SAMP/T hava savunma sistemlerine olan ilgisini dile getirdi. Bu süreçte, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un projeyi gözden geçirme talimatı verdiği ve taraflar arasında üst düzey görüşmelerin hızlandığı belirtiliyor. Ayrıca, Fransız savunma devi Safran ile Baykar arasında imzalanan stratejik ortaklık, insansız hava araçlarının teknolojik kapasitesini artırmayı hedefliyor.
Bölgesel konularda da Ankara ve Paris'in ortak paydaları artıyor. Suriye, Lübnan ve İran gibi kritik başlıklarda benzer yaklaşımlar sergileyen iki başkent, İsrail'in bölgedeki saldırgan tutumuna karşı da benzer endişeler taşıyor. Özellikle Lübnan'ın egemenlik haklarının korunması konusunda Türkiye ve Fransa'nın diplomatik koordinasyon içinde olduğu gözlemleniyor.
Eski Fransız Büyükelçi Gerard Araud, Avrupa'nın savunma sanayisindeki yapısal sorunlara dikkat çekerek, Türk savunma ürünlerinin maliyet ve dayanıklılık açısından büyük bir avantaja sahip olduğunu vurguladı. Araud, ABD'nin bölgeden çekilme eğiliminin Avrupa'yı Türkiye ile daha yakın çalışmaya zorladığını ifade etti. Ancak Fransa'daki iç siyasi belirsizlikler ve yaklaşan seçim süreçleri, bu yeni dış politika rotasının geleceği üzerinde soru işaretleri yaratmaya devam ediyor. Yine de mevcut bürokratik eğilim, Türkiye ile savunma ve güvenlik eksenli bir ortaklığın önümüzdeki yıllarda derinleşeceğine işaret ediyor.