FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi, üzerinden geçen yıllara rağmen Türkiye'nin hafızasındaki yerini koruyor. Örgütün, devletin kılcal damarlarına sızarak oluşturduğu mahrem yapılanma üzerinden yürüttüğü faaliyetler, darbe girişiminin başarısız olması durumunda devreye sokulacak yeni bir stratejiyi de beraberinde getirdi. Bu stratejinin merkezinde ise 'kontrollü darbe' yalanı yer alıyor.
Enver Altaylı'nın Rolü
Soruşturma dosyalarına yansıyan bilgilere göre, FETÖ'nün bu iftira kampanyasının akıl hocalığını Enver Altaylı üstlendi. Altaylı'nın, örgütün üst düzey yöneticileriyle olan yakın ilişkisi ve yabancı istihbarat servisleriyle kurduğu temaslar, darbe sonrası yürütülen dezenformasyon faaliyetlerinin temelini oluşturdu. Özellikle 2017 yılında yayımlanan ve darbe girişimini bir senaryo gibi göstermeyi amaçlayan raporların, Altaylı'nın bilgisayarında düzenlendiği tespit edildi.
Kaos Planları ve İç Çatışma Hedefi
Enver Altaylı'nın dijital materyallerinde yapılan incelemeler, örgütün sadece darbe girişimiyle sınırlı kalmayan, çok daha geniş kapsamlı bir kaos planına sahip olduğunu gösterdi. Belgelerde, Türkiye'de ekonomik kriz çıkarılması, uluslararası baskı ortamı oluşturulması ve nihayetinde toplumsal bir iç çatışma tetiklenerek iktidarın değiştirilmesi hedefleniyordu. Altaylı'nın 18 Şubat 2016 tarihli notları, devlet yönetimine karşı açık bir ayaklanma arzusunu ve bu yöndeki stratejik yönlendirmelerini kanıtlar nitelikte.
FETÖ, darbe girişiminin halk tarafından püskürtülmesinin ardından, yıllardır sürdürdüğü 'radikal İslam' ve 'IŞİD destekçisi' gibi asılsız iddiaları uluslararası platformlarda daha yoğun bir şekilde işlemeye başladı. Bu süreçte hazırlanan kurgu raporlar, Altaylı'nın onayıyla yabancı ülke temsilcilerine ve kuruluşlara servis edildi. Örgütün bu çabaları, Türkiye'nin meşru hükümetini yıpratmak ve uluslararası arenada yalnızlaştırmak amacıyla kurgulanmış birer dezenformasyon aracı olarak kayıtlara geçti.