Batman oyunları için son yılların pek de parlak geçmediği bir sır değil. Rocksteady’nin 2015’teki Arkham Knight finalinden bu yana; VR denemeleri, ortalama puanlara hapsolan Gotham Knights ve tartışmaların odağındaki Suicide Squad: Kill the Justice League ile Kara Şövalye oyun dünyasında eski ihtişamını arar oldu. İşte tam da "Pelerinli Süvari'nin geleceği ne olacak?" derken, TT Games ve WB Games sahneye hiç beklenmedik bir kurtarıcıyla çıkıyor: Plastik bir Gotham.
LEGO Batman: Legacy of the Dark Knight, bir yandan serinin imzası olan etrafı parçalayıp stud toplama çılgınlığını korurken, diğer yandan Arkham serisinin mekaniklerini aile dostu bir açık dünyayla harmanlıyor. Sonuç; sürprizlerle dolu, büyük ama kusurları da olan, leziz bir nostalji ziyafeti.
Oyun, hikâye kurgusu olarak son derece cesur bir adım atıyor ve odağını tamamen canlı aksiyon filmlere çeviriyor. Bruce Wayne’in çocukluğundan başlayan macera, eğitim için Ra’s al Ghul’un yanına gittiğimiz Christopher Nolan evreninden, Tim Burton’ın 1989 yapımı gotik atmosferine ve 2022 yapımı The Batman’in karanlık sokaklarına kadar uzanıyor. Başlangıçta bu kadar farklı dönemin bir arada uyumsuz olacağı düşünülebilir ancak TT Games bu geçişleri öylesine zekice ve akıcı bir şekilde birbirine bağlıyor ki, ortaya şahane bir sinematik evren çıkıyor.
Beni asıl şaşırtan ise LEGO oyunlarının fazla hareketli ve göze sokulan mizahının burada çok daha dengeli olması. Elbette klasik sosisli sandviç şakaları hâlâ mevcut ancak Jack Nicholson'ın zarif Joker'inden Heath Ledger'ın kaotik Joker'ine geçişin anlatıldığı sahnelerdeki zekâ pırıltıları, serinin çocuksu tonunu kırıp yetişkinleri de kahkahaya boğmayı başarıyor. Yine de bu sinematik odak, ikonik çizgi roman hikâyelerinin tamamen es geçilmesine neden olmuş ki bu da çizgi roman hayranları için büyük bir eksi.
Oynanışın kalbinde Arkham serisinin klasik Freeflow dövüş sistemi yatıyor. Düşmanların arasına dalıp kombolar yapmak, yapay zekâ kontrolündeki yoldaşınızla bitirici vuruşlar sergilemek son derece tatmin edici. Ancak kamera açısı Arkham oyunlarındaki omuz üstü dar açı yerine, çok daha geriden ve yukarıdan konumlandırılmış. Bu tercih bir yandan savaş alanının tamamını görmenizi sağlayıp dövüşü kolaylaştırırken, diğer yandan vuruş hissiyatının biraz havada kalmasına neden oluyor.
Dövüş dinamiklerindeki başarının aksine, gizlilik sekansları maalesef potansiyelinin çok altında. Saklanıp avlanabileceğiniz odalar Arkham stili tasarlanmış olsalar da gölgelerde taktik yapmanızı sağlayacak alet-edevat kısıtlaması, bu bölümleri Batman'in düşmanlarına korku saldığı anlardan ziyade, "Hızlıca geçip kavgaya başlasam daha iyi." diyeceğiniz bir tür angaryaya dönüştürüyor.