Almanya'nın başkenti Berlin'de görülen davada, 69 yaşındaki Frank S. isimli sanık, 14 kadına yönelik 22 ayrı cinsel saldırı eyleminden suçlu bulunarak 12 yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Mahkeme, sanığın cezasını tamamlamasının ardından toplum güvenliğini korumak amacıyla gözetim altında tutulmasına da hükmetti.
Sistematik ve planlı saldırılar
2016 ile 2022 yılları arasında gerçekleşen olaylarda sanığın, tanışma platformları üzerinden iletişim kurduğu kadınların güvenini kazandığı ve onları evine davet ettiği tespit edildi. Frank S.'nin, içkilere karıştırdığı maddelerle kadınları savunmasız bıraktığı ve bu durumdan yararlanarak cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Mahkeme heyeti, sanığın eylemlerini sistematik ve planlı bir şekilde gerçekleştirdiğini, saldırı anlarını ise yatak odasına yerleştirdiği bir kamera ile kayıt altına aldığını vurguladı.
Dava sürecinde, mağdurların birçoğunun ağır uyuşturucular nedeniyle saldırı anlarını hatırlamadığı, bazılarının ise saldırıya uğradıklarını ancak polis evlerine gelip görüntüleri izlettiğinde öğrenebildiği ortaya çıktı. Bazı mağdurların bilinçleri kapanmadan önce saldırıyı durdurması için yalvardığı ancak sanığın eylemlerine devam ettiği mahkeme kayıtlarına geçti.
Soruşturma genişliyor
Berlin Eyalet Mahkemesi'nde görülen dava, Almanya'da ilaç verilerek gerçekleştirilen cinsel saldırılara ilişkin en kapsamlı dosyalardan biri olarak öne çıkıyor. Sanığın avukatı duruşmanın başında suçlamaları kabul etse de, mahkeme sanığın yeniden suç işleme riskinin yüksek olduğunu değerlendirdi. Karar henüz kesinleşmemiş olup sanığın itiraz hakkı bulunmaktadır.
Öte yandan, Berlin polisi sanığın evinde ele geçirilen dijital kayıtları incelemeye devam ediyor. Eldeki veriler, toplam 58 kadının benzer şekilde saldırıya uğramış olabileceğini gösteriyor. Mahkemenin hüküm verdiği 14 vakanın dışında kalan 44 olayla ilgili soruşturma sürerken, görüntülerde yer alan 10 kadının kimliği henüz tespit edilemedi. Kadın hakları örgütleri, mağdurların yaşadığı travmaya dikkat çekerek, cinsel saldırı vakalarının bildirilme oranlarının düşüklüğüne ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.