İstanbul Zeytinburnu sahilinde 2 Mart 2026 tarihinde cansız bedenleri bulunan Fatmanur Çelik ve sekiz yaşındaki kızı Hifa İkra Şengüler'in ölümü, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Anne Çelik, bir yıl önce eski eşi A. Şengüler hakkında kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla dava açmış ve bu süreçte adalet nöbeti tutarak sesini duyurmaya çalışmıştı.
Olayın ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmaya gizlilik kararı ve yayın yasağı getirildi. Kadın hakları örgütleri ve avukatlar, anne ve kızının yaşadığı süreçte devlet kurumlarının koruma mekanizmalarını etkin işletmediğini ve ciddi ihmallerin yaşandığını öne sürüyor. Özellikle çocuğun sağlık durumunun kötüleştiği dönemde, hastane yatış süreçlerinde yaşanan aksaklıklar tartışma konusu oldu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, çocuğun sağlığı için mahkeme kararıyla sağlık ve danışmanlık tedbirleri alındığını belirtti. Bakanlık, annenin tedavi süreçlerine karşı reddedici bir tutum sergilediğini ve 2 Mart günü acil koruma kararı çıkarılarak adrese gidildiğini ancak kimseye ulaşılamadığını ifade etti. Bakanlık ayrıca, bazı medya organlarının süreci çarpıtarak kurumları hedef gösterdiğini savundu.
Öte yandan, istismar davasında yargılanan baba A. Şengüler'in bir vakıf yöneticisi olduğu iddiaları gündeme geldi. İlgili vakıf, şahsın yönetici olduğu bilgisini reddetti. Anne Çelik'in avukatları, yargılama sürecinde çocuğun beyanlarının alınış biçiminden mahkeme salonundaki tutuma kadar pek çok noktada mağduriyetin derinleştiğini savunuyor. Çelik'in cenaze töreninde ise aile yakınları ile kadın hakları savunucuları arasında gergin anlar yaşandı.
Süreçle ilgili olarak şarkıcı Gülben Ergen ve Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği hakkında, Bakanlığın şikayeti üzerine "yanıltıcı bilgiyi yayma" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Hukuk mücadelesini takip eden çevreler, istismar davasının ve anne-kızın ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep etmeye devam ediyor.