Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na yönelik gerçekleştirilen füze saldırıları, Yemen'deki çatışmaların bölgesel bir boyuta taşınabileceği endişelerini beraberinde getirdi. Saldırıların ardından havalimanı terminalinde ciddi hasar meydana gelirken, çok sayıda uluslararası uçuş iptal edildi ve bölgedeki sivil altyapının güvenliği tartışma konusu oldu.
Çatışmanın niteliği değişiyor
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) uzmanları, son dönemde yaşananların Suudi Arabistan ile Husi hareketi arasındaki çatışmanın niteliğini değiştirdiğini belirtiyor. Çatışmaların artık sınır bölgeleriyle sınırlı kalmayıp doğrudan başkenti ve sivil altyapıyı hedef alması, 2022 yılından bu yana süregelen ateşkesin fiilen sona erdiğini gösteriyor. Askeri uzmanlar, Husilerin füze teknolojisindeki gelişimin ve İHA'larla desteklenen karmaşık saldırı yöntemlerinin, mevcut hava savunma sistemlerini ciddi bir yıpranma sürecine soktuğuna dikkat çekiyor.
Savunma ve diplomasi dengesi
Saldırıların ardından Suudi Arabistan, savunma kapasitesini artırma ve saldırı noktalarını kaynağında imha etme stratejisini devreye soktu. Koalisyon güçleri, saldırıların ardından üç füze rampasının imha edildiğini duyurdu. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin olası müdahale seçenekleri ve İran'ın bölgedeki etkisi, çatışmanın genişleme riskini canlı tutuyor.
Bölgesel aktörlerin tutumu ise gerilimin kontrol altına alınması açısından kritik bir rol oynuyor. Türkiye, Mekke Savunma İttifakı'nın bir taarruz değil, savunma odaklı bir yapı olduğunu belirterek, bölgedeki istikrarın korunması için diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini savunuyor. Uzmanlar, Yemen'deki krizin bölgesel bir savaşa dönüşmemesi için tarafların askeri adımlarını sınırlandırması ve diplomatik çözüm arayışlarına öncelik vermesi gerektiği konusunda birleşiyor.