Gizem Avcıoğlu'nun tamamen yapay zekâ teknolojisiyle hazırladığı 'Uyuyan Kadın' adlı yapımın, Avrupa'nın köklü sinema etkinliklerinden biri olan Cottbus Film Festivali'nin ana yarışma seçkisine girmesi, sektörde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Bu gelişme, yapay zekâ destekli yapımların gelecekte istihdam ve vergi gelirleri üzerinde yaratabileceği olası etkileri gündeme taşıdı.
Türkiye'de sinema sektörü; oyuncular, senaristler, yönetmenler ve set çalışanlarından oluşan geniş bir profesyonel ağa ev sahipliği yapıyor. Sadece oyuncuların ekonomik faaliyetleri dahi menajerlik, stil danışmanlığı ve makyaj gibi birçok yan sektörü besleyen devasa bir istihdam zinciri oluşturuyor. Bu zincir, aynı zamanda devlet için önemli bir vergi kaynağı niteliği taşıyor. 2022 yılı verilerine göre, beyan edilen vergi rakamları sektörün ekonomik büyüklüğüne dair önemli ipuçları sunuyor. O dönemde vergisini beyan eden 8 ünlü oyuncunun ödediği toplam tutar, günümüz enflasyon koşullarıyla hesaplandığında yaklaşık 46 milyon liraya ulaşıyor. Cem Yılmaz ise bu dönemde oyuncular arasında vergi rekortmeni olarak öne çıkmıştı.
Yapay zekâ üretimi yapımların yaygınlaşması, sadece set çalışanlarını değil; mekân kiralama, lojistik, konaklama ve bölgesel turizm gibi sektörü destekleyen yan alanları da doğrudan etkileme potansiyeline sahip. Sektör temsilcileri, setlerde çalışan her bir kişinin çarpan etkisiyle yan sektörlerde iki kişiye daha istihdam sağladığına dikkat çekiyor.
Sanat tarihi boyunca matbaadan dijital kameraya kadar her teknolojik yeniliğin başlangıçta benzer endişelerle karşılandığı hatırlatılırken, yapay zekânın sunduğu düşük maliyetli imkânlar ile mesleki yok oluş riski arasında bir denge kurulması gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar, teknolojiyi tamamen reddetmek yerine, bu yeni gerçekliğin adil ve hukuki düzenlemelerle kontrol altına alınması gerektiğini savunuyor. Aksi takdirde, sektörün yakın gelecekte ciddi bir istihdam sorunu ve ekonomik kayıpla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuluyor.