Avrupa genelinde konut kiralarındaki yükseliş eğilimi sürerken, bazı ülkelerdeki artış oranları genel enflasyon verilerini geride bırakıyor. Eurostat tarafından paylaşılan 2025 ve 2026 yıllarının ikinci çeyrek verileri, Avrupa Birliği genelinde kiraların ortalama yüzde 3 oranında arttığını ortaya koyuyor. Ancak bu artışın ülke bazlı dağılımı oldukça farklılık gösteriyor.
Romanya ve Hırvatistan'da keskin yükseliş
Kira enflasyonunda Romanya yüzde 43,5 ile listenin başında yer alırken, Hırvatistan yüzde 40,1 ile bu ülkeyi takip ediyor. Her iki ülkede de genel enflasyon oranları düşüldüğünde, kiraların reel olarak yüzde 30'un üzerinde yükseldiği görülüyor. Uzmanlar, bu ülkelerdeki artışın arkasında farklı dinamikler olduğunu belirtiyor. Romanya'da kamu konutlarının toplam stok içindeki payının düşüklüğü nedeniyle, artışın daha çok yeni inşa edilen veya yenilenen konutlardan kaynaklandığı düşünülüyor.
Hırvatistan'da ise durum biraz daha farklı. Başkent Zagreb'de yerel yönetimlerin sosyal kira kategorisindeki konutlarda yaptığı düzenlemeler ve boş konutlara getirilen yeni vergiler, kayıtlı kira sözleşmelerinde artışa yol açtı. Bu durum, piyasaya daha yüksek standartlı ve dolayısıyla daha pahalı konutların girmesine neden oldu.
Türkiye zirvede, büyük ekonomilerde reel düşüş
AB adayları ve EFTA ülkeleri dahil edildiğinde, kira enflasyonunda yüzde 49,6 ile Türkiye ilk sırada yer alıyor. Ancak Türkiye'deki artışın, Romanya ve Hırvatistan'daki gibi ani bir sıçramadan ziyade kademeli bir seyir izlediği gözlemleniyor. Öte yandan, Avrupa'nın büyük ekonomilerinden İtalya yüzde 3,5 ile AB ortalamasının üzerinde kalırken; İspanya, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde kira artışları daha sınırlı düzeyde gerçekleşti.
Arz-talep dengesizliği ve finansallaşma
Sektör uzmanları, Avrupa genelindeki kira artışlarının temelinde arz-talep dengesizliğinin yattığını vurguluyor. JLL'den Emma Rosser, Avrupa kentlerinde kısıtlı sayıdaki kiralık konut için yaşanan sert rekabetin fiyatları yukarı çektiğini belirtiyor. Ayrıca, konutların bir sosyal hak olmaktan çıkıp kurumsal yatırımcılar ve fonlar tarafından bir finansal varlık olarak görülmesi, piyasadaki fiyat baskısını artıran bir diğer önemli faktör olarak öne çıkıyor. Özellikle 2022 yılından itibaren artan borçlanma maliyetleri, ev sahibi olmayı zorlaştırarak daha fazla insanı özel kiralık piyasasına yönlendiriyor.