Mekke Savunma İttifakı, kuruluş aşamasından düzenli işleyen bir güvenlik örgütüne dönüşme sürecinde kritik bir aşamaya ulaştı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın katılımıyla 5 Ekim'de Riyad'da gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, ittifakın kurumsallaşması için yürütülen çalışmaların sonuna gelindiği vurgulandı. Bu süreç, ittifakın operasyonel kapasitesini artırmayı ve üye ülkeler arasındaki savunma desteğini daha öngörülebilir kılmayı amaçlıyor.
Toplantıda alınan en somut kararlardan biri, Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood'un üç yıllık süreyle ilk genel sekreter olarak atanması oldu. Uzmanlar, bu sekretarya yapısının ittifaka kurumsal hafıza kazandıracağını, alınan kararların takibini kolaylaştıracağını ve kriz anlarında lojistik ile istihbarat paylaşımı gibi alanlarda koordinasyonu güçlendireceğini belirtiyor. Ancak bu yapının, üye ülkelerin ulusal orduları üzerinde doğrudan bir komuta yetkisi doğurmadığı, siyasi koordinasyon ve askeri planlama arasındaki dengenin korunması gerektiği ifade ediliyor.
Bölgedeki güvenlik endişelerinin merkezinde ise Yemen kaynaklı tehditlerin yansıdığı Babülmendep Boğazı yer alıyor. Kızıldeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan bu kritik geçitteki gerilim, deniz ticaretini olumsuz etkileyerek sigorta ve taşıma maliyetlerini yükseltiyor. Suudi Arabistan, hem kara sınırlarını hem de ekonomik altyapısını korumak için savunma kapasitesini güçlendirme baskısıyla karşı karşıya bulunuyor.
İttifak kapsamında Türkiye'nin Suudi Arabistan'a asker gönderme ihtimali de gündemdeki yerini koruyor. 5 Ekim tarihli ortak bildiride, üzerinde uzlaşılan askeri kuvvetlerin tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olarak konuşlandırılmasına yönelik tedbirler alınması kararlaştırıldı. Uzmanlar, bu durumun somut bir ortak karar çerçevesi oluşturduğunu ancak Türkiye'nin göndereceği birliğin niteliği, sayısı ve görev kapsamının henüz netleşmediğini belirtiyor. Türkiye'nin bu süreçteki askeri katkısının hukuki dayanağını ise Anayasa'nın 92. maddesi oluşturuyor; bu madde uyarınca yurt dışına asker gönderilmesi TBMM'nin onayına tabi tutuluyor. Stratejik açıdan bu tür bir katkı Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığını artırabilecek olsa da, görevin sınırlarının ve sona erme koşullarının net bir şekilde belirlenmesi önem taşıyor.