Arter, Sonra yok. Sonrası şimdi. başlıklı yeni grup sergisiyle izleyicileri gezegenimizin mevcut ekolojik ve politik durumunu yeniden düşünmeye davet ediyor. Küratörlüğünü Delfin Öğütoğulları'nın üstlendiği sergi, dünyanın sonunun gelecekte yaşanacak bir olay değil, halihazırda içinde bulunduğumuz ve sürekli yeniden üretilen bir süreç olduğunu öne sürüyor.
Arter'in üçüncü katında yer alan sergi, ismini Cormac McCarthy'nin Yol adlı eserinden alıyor. Sergi, gezegenin kendisinden ziyade, onu ayakta tutan mekanizmaların çöküşüne ve bu durumu gizleyen küresel güçlere odaklanıyor. Radyasyon, plastik kirliliği, hidrokarbon kullanımı ve küresel ısınma gibi başlıklar, sanatçıların gözünden trajik ve sinematik bir dille ele alınıyor.
Sergide yer alan eserlerin büyük bir kısmı, medya ve iletişim araçlarının toplumsal algıyı nasıl manipüle ettiğini irdeliyor. Delfin Öğütoğulları, serginin kurgusunda sistemlerin bilgi aktarımındaki manipülatif gücünü vurgulamak istediğini belirtiyor. Bu bağlamda, sergi boyunca tekrarlanan haber spikeri figürleri, kıyamet söylemlerinin medyatikleştirilmesine bir gönderme niteliği taşıyor.
Öne çıkan eserler arasında Necla Rüzgar'ın bin adet serçe figüründen oluşan Tanrının Kuşları yerleştirmesi, insan müdahalesinin doğa üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. Olaf Metzel'in Trennen Mithören adlı çalışması ise dijital kontrol ve gözetim toplumuna dair eleştirel bir bakış sunuyor. Jarostaw Koztowski'nin LED panellerden oluşan yerleştirmesi ise dilin manipülasyon amacıyla kullanıldığında nasıl içinin boşaltıldığını ve gerçekliği nasıl saptırdığını gösteriyor.
Arter Koleksiyonu'ndan seçilen yapıtlarla oluşturulan bu sergi, kıyamet düşüncesinin absürt ve trajik yönlerini bir araya getirerek, izleyiciyi içinde yaşadığımız dünyanın gerçeklik koşullarını sorgulamaya teşvik ediyor.