Yemen hükümetine bağlı güçler, Kızıldeniz ile Aden Körfezi'ni birbirine bağlayan stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı çevresindeki bölgeleri Husilerin kontrolünden çıkarmak amacıyla geniş çaplı bir operasyon başlattı. Uluslararası toplum tarafından tanınan hükümet, operasyon kapsamında Dhubab, Bab ve Hadeid kentlerinin yeniden ele geçirildiğini duyurdu.
Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyonun hava desteğiyle yürütülen harekâta, yaklaşık 100 savaş uçağının katıldığı bildirildi. Koalisyon sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, bölgede hava koruması sağladıklarını ve çok sayıda Husi hedefini imha ettiklerini belirtti. Hükümet kanadı, bu operasyonun devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi ve başkent Sana'yı geri almayı hedeflediğini vurguladı.
Husiler ise bu hamleye karşılık olarak Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, petrol tesisleri ve çeşitli askeri noktaları hedef alan füze ve İHA saldırıları düzenlediğini açıkladı. Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte bölgedeki insani durum da kritik bir seviyeye ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, son şiddet dalgasında en az 959 kişi yaşamını yitirirken, binlerce kişi yaralandı ve on binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Öte yandan, bölgesel güvenlik dengelerini etkileyen bir gelişme olarak Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan ile yapılan savunma paktı çerçevesinde krallığa askeri birlik konuşlandırma kararı aldı. Üç ülke, Mekke ve Medine'ye yönelik saldırı girişimlerini kınayarak, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik desteklerini yineledi.
Yemen'deki iç savaş, 2014 yılında Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başlamış ve o günden bu yana 150 binden fazla insanın ölümüne yol açan dünyanın en ağır insani krizlerinden birine dönüşmüştü. Uzmanlar, Husilerin son dönemde Taiz çevresindeki ilerleyişinin ve stratejik noktaları kontrol altına alma çabalarının, hükümet güçlerinin ikmal hatlarını kısıtlayarak çatışmaları daha karmaşık bir hale getirdiğine dikkat çekiyor.