Fransa'da lise öğrencilerinin başlattığı protesto dalgası, eğitim sistemindeki yapısal sorunlara dikkat çekmek amacıyla ülke geneline yayılmaya devam ediyor. Eylül ayı ortasında Paris banliyölerinde başlayan eylemler, kısa sürede küçük kentlere kadar ulaştı. Öğrenciler, okullardaki fiziki yetersizlikler, uzun ders saatleri ve dezavantajlı bölgelerdeki eğitim fırsatlarının kısıtlı olması nedeniyle hükümeti eleştiriyor.
Protestoların şiddet dozunun artmasıyla birlikte güvenlik güçleri ile öğrenciler arasında ciddi arbedeler yaşandı. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, geçtiğimiz hafta düzenlenen gösterilerde 5 binden fazla kişi gözaltına alındı ve bu kişilerin büyük çoğunluğunun reşit olmadığı açıklandı. Eğitim Bakanlığı ise yaşanan hasarlar ve güvenlik endişeleri nedeniyle 400 ila 500 okulun geçici olarak kapatıldığını duyurdu. Bakanlık, olaylarda 170'ten fazla öğrenci ile 78 personelin yaralandığını belirtti.
Öğrenciler, okulların bakımsızlığından, kışın soğukla, yazın ise aşırı sıcaklarla mücadele etmek zorunda kalmalarından şikayetçi. Fransız basınında yer alan görüntülerde, tavanları çöken ve farelerin bulunduğu okul binaları dikkat çekiyor. Eğitim harcamaları için 65,5 milyar avro bütçe ayıran Macron hükümeti, öğrencilerin talepleri ve sendikaların artan desteğiyle zor bir sınav veriyor. Özellikle CGT sendikasının çalışanları protestolara katılmaya çağırması, hareketin toplumsal etkisini genişletme potansiyeli taşıyor.
Siyasi arenada ise Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Jean-Luc Mélenchon, polisin öğrencilere yönelik müdahalesini "vahşilik" olarak nitelendirerek gençlere destek veriyor. Muhalif kanat, hükümeti öğrencileri bastırmak için aşırı güç kullanmakla suçlarken, iktidar yanlıları ise Mélenchon'u gençleri siyasi çıkarları için kışkırtmakla itham ediyor. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan yeni gösteriler, hükümetin polis müdahalesini sertleştirip sertleştirmeyeceği ve protestoların kitlesel bir krize dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda belirleyici olacak.