İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen 13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, dünyanın dört bir yanından gelen akademisyen, alim ve araştırmacıları bir araya getirdi. Küresel Krizlere Kur’ânî Çözümler temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, 5 kıtadan ve 60 ülkeden yoğun katılımla başladı. Açılış programı Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılan sempozyum, akademik oturumlarla devam ediyor.
Sempozyumda konuşan Dünya Müslüman Alimler Birliği temsilcileri, dünyanın insani, ahlaki ve fıtri krizlerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Dünyanın artık küçük bir köy haline geldiğini belirten yetkililer, sorunların ortak olduğunu ve bu nedenle çözümlerin de kolektif bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. İslam dünyasının sadece ibadet hayatıyla sınırlı kalmayıp bilim, üretim ve yenilik gibi alanlarda da somut projeler üretmesi gerektiği vurgulandı.
Etkinliğin en dikkat çeken başlıklarından biri, mevcut uluslararası sistemin eleştirisi oldu. Birleşmiş Milletler'in beş ülkenin veto hakkına sahip olması nedeniyle ırkçı bir temele dayandığını savunan konuşmacılar, uluslararası barış ve güvenliğe katkı sağlayacak İslami bir Birleşmiş Milletler kurulmasını önerdi. Bu yapının hayata geçirilmesi için alimler ve hukukçulardan oluşan özel bir komitenin kurulması gerektiği belirtildi.
Gazze'de yaşanan insani krize de değinilen sempozyumda, uluslararası toplumun yaşanan adaletsizlikler karşısında sessiz kaldığı eleştirisi yapıldı. Bediüzzaman Said Nursi'nin Şam Hutbesi'ndeki teşhislerine atıfta bulunulan konuşmalarda, toplumsal sorunların çözümünde insanın kendi iç dünyasını düzeltmesinin anahtar rol oynadığı ifade edildi. Ayrıca sempozyum kapsamında Suriye'nin yeniden inşası sürecinde Türkiye'nin verdiği desteklere teşekkür edildi.
Sempozyumun devam eden oturumlarında; yeni dünya düzeninde medeniyet tasavvuru, vahiy merkezli toplum yapısı ve modern çağın sosyal meseleleri gibi konular derinlemesine ele alınmaya devam ediyor.