Orta Doğu'da Hürmüz Boğazı merkezli gerilim, İran ve ABD arasındaki karşılıklı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ülkesinin sunduğu yedi şart kabul edilmedikçe Hürmüz Boğazı'nın trafiğe açılmayacağını vurguladı. Kalibaf, ABD'nin tek taraflı taleplerde bulunma döneminin sona erdiğini belirterek, Tahran'ın gerçeklere dayalı bir politika izlediğini ifade etti.
Wall Street Journal gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı haberde, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın sunduğu önerileri reddettiği ve kasım ayındaki ara seçimlerin ardından bölgede yeni bir bombardıman süreci başlatmayı planladığı öne sürüldü. Trump'ın, İran'ın taleplerine karşı şüpheci yaklaştığı ve bu konuda kararlı olduğu belirtiliyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Tahran'da diplomatik temsilcilerle yaptığı görüşmede, ülkesine yönelik olası bir askeri saldırıya karşı verilecek yanıtın geçmişe kıyasla çok daha sert olacağını dile getirdi. Arakçi, askeri çözümün bir sonuç getirmeyeceğini savunarak, diplomasiye dayalı bir çözüm için hazır olduklarını yineledi. İran'ın talepleri arasında 12 milyar dolar değerindeki dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının kaldırılması ve deniz ablukasının sona erdirilmesi gibi maddeler bulunuyor.
Bölgedeki tansiyon, İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları'nın (UKMTO) pazar günü yaptığı açıklamayla daha da yükseldi. UKMTO, Hürmüz Boğazı'nda bir petrol tankerinin kaynağı belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu ve makine dairesinde hasar oluştuğunu bildirdi. Mürettebatın güvende olduğu belirtilirken, olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.
İran ve ABD arasında haziran ayında imzalanan mutabakat zaptı, ticari gemilerin rotadan saptığı gerekçesiyle hedef alınması sonucu bozulmuştu. İran, güvenlik gerekçesiyle gemilerin geçiş öncesinde izin almasını şart koşarken, ABD ise bu duruma kıyı bölgelerini bombalayarak misilleme yapmayı sürdürüyor. Bölge ülkeleriyle dostane ilişkiler kurmaya çalıştıklarını belirten İranlı yetkililer, Basra Körfezi'nde istikrarın sağlanması için ortak bir irade oluşturulması gerektiğini savunuyor.