2026 yılının ilk yarısına dair hazırlanan küresel analiz, aşırı sağ faaliyetlerin dünya genelinde yeni bir boyuta ulaştığını ortaya koydu. 30 farklı ülkede toplam 255 vakanın incelendiği raporda, bu hareketlerin artık geleneksel hiyerarşik örgütlenmelerden ziyade, dijital mecralar üzerinden yayılan merkezsiz bir ekosisteme dönüştüğü vurgulandı.
Şiddet dışı eylemler ön planda
Verilere göre, aşırı sağ faaliyetlerin büyük bir kısmı doğrudan şiddet eylemlerinden ziyade propaganda ve seferberlik odaklı gerçekleşti. Toplam 255 vakanın 37'si ağır şiddet eylemi veya girişimi olarak kaydedilirken, geri kalan yüzde 85,5'lik dilim mitingler, yürüyüşler, yazılama, bildiri dağıtımı ve kışkırtıcı söylemlerden oluştu. Özellikle miting ve basın açıklaması gibi görünür eylemler 81 vaka ile en yüksek paya sahip oldu.
Coğrafi dağılım ve ideolojik motivasyonlar
Vakaların coğrafi dağılımında ABD 82 olayla ilk sırada yer alırken, onu Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya takip etti. İdeolojik motivasyonlar incelendiğinde ise ırksal ve etnik temelli saiklerin 76 vaka ile ilk sırada yer aldığı görüldü. Bunu sırasıyla göçmen karşıtlığı, İslam karşıtlığı, ivmecilik ve Yahudi karşıtlığı izledi.
Dijitalleşmenin getirdiği zorluklar
Analiz, aşırı sağın dijital alt kültürler üzerinden yayılmasının güvenlik birimleri için yeni zorluklar yarattığına dikkat çekiyor. Komplo teorileri ve radikal propagandanın dijital mecralarda hızla yayılması, cezalandırılabilir eylemler ile ifade özgürlüğü arasındaki sınırın belirlenmesini güçleştiriyor. Neo-Nazizm ve beyaz üstünlükçülük gibi ideolojilerin, sistem karşıtı söylemlerle birleşerek çok bileşenli bir tehdit alanı oluşturduğu belirtiliyor. Özellikle mevcut demokratik düzeni şiddet yoluyla yıkmayı hedefleyen ivmecilik akımının, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren bir unsur olarak öne çıktığı ifade ediliyor.