İsveç'teki Chalmers Teknoloji Üniversitesi ve Göteborg Üniversitesi'nden araştırmacılar, bilimsel keşif sürecinin tüm aşamalarını otonom olarak yürütebilen yeni bir yapay zekâ sistemi geliştirdi. Bu sistem, Büyük Dil Modelleri ile geniş veri tabanlarını fiziksel laboratuvar robotlarıyla birleştirerek kapalı devre bir çalışma döngüsü oluşturuyor.
Biyolojik veriler üzerinde test edildi
Araştırmacılar, sistemi bira mayası olarak bilinen S. cerevisiae üzerinde test etti. Yapay zekâ, bu maya türüne ait 60 bin fenotipik ve metabolik ilişkiyi içeren veri tabanını analiz ederek, besin maddelerinin hücre büyümesi üzerindeki etkilerine dair yaklaşık 2 bin farklı hipotez üretti. Sistem, bu hipotezleri değerlendirip laboratuvar ekipmanları için adım adım talimatlar oluşturdu ve deney sonuçlarına göre kendi anlayışını yinelemeli olarak güncelledi.
Çalışmanın yazarlarından Ievgeniia Tiukova, sistemin sadece bir araç olmadığını, aynı zamanda aktif bir şekilde yeni bilimsel bilgiler ürettiğini vurguladı. Kıdemli yazar Ross King ise bu teknolojinin biyoloji ve tıp alanındaki karmaşık soruların çözümünde harcanan süreyi önemli ölçüde kısaltabileceğini ifade etti.
İnsan faktörü önemini koruyor
Araştırmacılar, yapay zekânın insan kaynaklı hataları ve önyargıları azaltma potansiyeline sahip olduğunu kabul etse de, bilimsel süreçte insanın hâlâ kilit bir rol oynadığını belirtiyor. Özellikle etik kuralların belirlenmesi, araştırma programlarının yönetilmesi ve daha geniş bağlamın yorumlanması gibi konularda insan denetiminin vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor.
Bu teknolojik gelişmelerle eş zamanlı olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yapay zekâ destekli sağlık araştırmalarının etik standartlara uygun, insan onurunu ve haklarını koruyacak şekilde yürütülmesi için yeni tavsiyeler yayımladı. Uzmanlar, gelecekte otonom laboratuvarların insanlarla iş birliği içinde çalışarak bilimsel keşifleri dönüştüreceğini öngörüyor.