Irak'ta 2003 yılından bu yana devam eden Amerikan askeri varlığı, 30 Eylül tarihi itibarıyla Erbil'den çekilme süreciyle birlikte sona erdi. Bölgedeki güvenliği sağlayan Patriot bataryaları Ürdün'e taşınırken, bu durum Orta Doğu'daki güç dengelerinde önemli bir değişimi beraberinde getirdi. Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, koalisyon güçlerinin ülkede kalmasını öngören teklifleri geri çevirerek, çekilme takvimini silahlı grupların silahsızlandırılması süreciyle ilişkilendirdi.
Silah Tekeli ve Devlet Otoritesi
Irak hükümetinin temel hedefi, yabancı askeri varlığın sona ermesiyle birlikte silah tekelini devlet otoritesi altında toplamaktır. Ancak süreç beklenen hızda ilerlemiyor. Bazı gruplar devlet otoritesine uyum sağladığını belirtse de, Ketaib Hizbullah gibi ağır silahlı fraksiyonlar direnişlerini sürdürüyor. Bağdat yönetimi, silahsızlanma sürecinin tamamlanması için Haziran 2027 tarihini işaret ediyor. Bu durum, bölgedeki güvenlik mimarisinin önümüzdeki yıllarda da kırılgan kalabileceğini gösteriyor.
Türkiye İçin Yeni Dönem
Amerikan askerlerinin çekilmesi, bölgedeki yerel aktörleri yeni bir gerçeklikle yüz yüze bıraktı. Yıllardır dış himayeyi bir güvence olarak gören yapılar, artık Bağdat ve Ankara ile kuracakları ilişkilere odaklanmak zorunda. Türkiye açısından süreç, Irak'ın kuzeyindeki güç boşluğunun terörle mücadele bağlamında nasıl yönetileceği sorusunu öne çıkarıyor. Ankara, Bağdat'ın devlet kapasitesini ve sınır ötesi taahhütlerini yerine getirme becerisini yakından izliyor.
Bölgedeki aktörler için artık dışarıdan bir garantör yerine, komşuluk ve devletler arası mutabakat temelinde bir denge arayışı öne çıkıyor. Türkiye'nin kırmızı çizgisi, Irak'ın kuzeyinin bir güç boşluğuna sürüklenmemesi ve bölgenin karşılıklı fırsatlara dayalı bir istikrar alanına dönüşmesidir. Bağdat'ın kendi topraklarında silah tekelini kurma başarısı, bu yeni dönemin kalıcılığını belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor.