ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 30 Eylül itibarıyla Erbil Hava Üssü'nden çekilme sürecinin tamamlandığını ve Irak'taki operasyonların sona erdiğini açıkladı. 2003 yılında Saddam Hüseyin rejimini devirmek amacıyla başlatılan işgal, bölgede uzun yıllar süren siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa yol açtı.
İşgalin Gerekçeleri ve Sonuçları
ABD yönetimi, işgalin temel gerekçesi olarak Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu öne sürmüştü. Ancak aradan geçen yirmi yılı aşkın süreye rağmen bu iddialar hiçbir uluslararası kurum tarafından doğrulanmadı. İngiliz istihbaratı MI6, 2002 yılında hazırlanan ve Saddam Hüseyin'in kimyasal silahları kısa sürede aktif hale getirebileceğini iddia eden raporu yıllar sonra geri çekti.
İşgal süreci, sadece askeri bir müdahale olarak kalmadı; aynı zamanda büyük bir insanlık trajedisine dönüştü. Ebu Gureyb ve Camp Bucca gibi merkezlerde Iraklı sivillere yönelik uygulanan işkence, tecavüz ve yargısız infazlar küresel kamuoyunda büyük tepki topladı. Ayrıca, işgal döneminde Irak Ulusal Müzesi'nden binlerce tarihi eserin çalındığı ve ülkenin petrol kaynakları üzerinde ciddi bir kontrol mekanizması kurulduğu rapor edildi.
DEAŞ ve Bölgesel Kaos
Ülkede oluşan otorite boşluğu, 2014 yılında DEAŞ terör örgütünün ortaya çıkmasına zemin hazırladı. Bu gelişme üzerine ABD, koalisyon güçleriyle birlikte Irak'a yeniden askeri müdahalede bulunarak varlığını artırdı. Musul, Enbar ve Salahaddin gibi bölgelerde büyük yıkımlara neden olan bu süreç, ülkenin güvenlik dengelerini kökten değiştirdi.
Günümüzde Bağdat'ta dünyanın en büyük ABD büyükelçiliğinin, Erbil'de ise en büyük konsolosluğunun bulunması, Washington'ın bölgedeki stratejik ilgisinin devam ettiğini gösteriyor. ABD'nin Irak'tan çekilmesiyle birlikte, geride kalan yılların bilançosu; ekonomik kaos, güvenlik sorunları ve çözülemeyen siyasi krizler olarak öne çıkıyor.