Fransa, Ulusal İstatistik ve Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (Insee) tarafından açıklanan verilere göre, kamu borcunda tarihi bir eşiği geride bıraktı. 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla ülkenin toplam kamu borcu 3,595 trilyon avroya yükselerek gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 119'una ulaştı. Bu oran, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından 1946 yılında kaydedilen seviyelerle kıyaslanıyor.
Veriler, borç yükündeki artışın hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Yılın ilk çeyreğinde 75,8 milyar avro artan borç stoku, ikinci çeyrekte 59,6 milyar avroluk ek bir artışla rekor tazeledi. Hükümetin projeksiyonları, bu tablonun daha da ağırlaşacağına işaret ediyor. Resmi tahminlere göre, kamu borcunun 2027 yılına kadar GSYH'nin yüzde 121,7'sine ulaşması bekleniyor. Bu oran, Avrupa Birliği'nin belirlediği yüzde 60'lık sınırın iki katından fazlasına tekabül ediyor.
Faiz yükü bütçeyi zorluyor
Düşük faiz dönemlerinin sona ermesi ve piyasalardaki güven kaybı, Fransa'nın borçlanma maliyetlerini doğrudan etkiledi. Yatırımcıların on yıl vadeli Fransız devlet tahvilleri için talep ettiği faiz oranları yüzde 5 seviyesine yaklaşarak 2008 küresel finans krizinden bu yana görülmemiş bir noktaya geldi. Bu durum, devletin bütçesinden faiz ödemelerine ayırdığı payı hızla artırıyor. 2026 yılı için öngörülen 79 milyar avroluk faiz yükünün, 2027 yılında 91 milyar avroya çıkması bekleniyor.
Bütçe tasarısında belirsizlik
Artan borç maliyetleri, hükümetin 2027 bütçe tasarısını hazırlama sürecini karmaşık bir hale getiriyor. Kamu açığını GSYH'nin yüzde 5'ine indirmeyi hedefleyen hükümet, siyasi takvim ve ekonomik baskılar nedeniyle bu hedefe ulaşmakta zorlanabileceği endişesiyle karşı karşıya. Ekonomistler, mevcut borç yükü ve yükselen faiz oranları altında yapısal reformların hayata geçirilmesinin oldukça güç olduğunu belirtiyor. Parlamentoya sunulacak bütçe tasarısının, borç servisindeki bu sert artış karşısında ne kadar etkili olabileceği ise tartışma konusu olmaya devam ediyor.