Avrupa Birliği ve Kanada, değişen küresel jeopolitik dengeler karşısında ilişkilerini daha ileri bir seviyeye taşımaya hazırlanıyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kanada ile olan bağları güçlendirmek istediklerini belirtirken, taraflar arasında yeni bir ortak üyelik statüsü üzerinde görüşmeler yürütülüyor.
Kanada'nın ABD ile yaşadığı ticaret sorunları ve Washington'dan gelen sert söylemler, Ottawa yönetimini Avrupa ile daha yakın bir stratejik iş birliğine itti. Coğrafi konum nedeniyle tam üyelik seçeneği masada yer almazken, geliştirilen yeni modelin hukuki çerçevesi henüz netleşmiş değil. Ancak bu statünün, basit bir serbest ticaret anlaşmasının çok ötesine geçmesi planlanıyor.
Yeni ortaklık kapsamında Kanada'nın; Avrupa'nın savunma sanayisi ekosistemine entegre olması, yapay zeka, siber dayanıklılık ve kuantum bilişim gibi alanlarda ortak projeler yürütmesi öngörülüyor. Ayrıca, AB'nin enerji dönüşümü için kritik öneme sahip lityum, nikel ve kobalt gibi ham maddelerin tedarikinde Kanada'nın güvenilir bir ortak olarak konumlandırılması hedefleniyor. Buna karşın Kanada, Avrupa Parlamentosu'nda oy hakkı elde etmeyecek ve AB'nin temel yasama süreçlerinde yer almayacak.
Uzmanlar, bu girişimin AB için Rus enerjisine olan bağımlılığın ardından yeni ve güvenli kaynaklara erişim anlamına geldiğini belirtiyor. Kanada tarafında ise bu ortaklık, ihracat ekonomisini çeşitlendirmek ve ABD'ye olan aşırı bağımlılığı dengelemek için bir hayatta kalma mekanizması olarak görülüyor. İki taraf arasındaki müzakerelerin, Ekim ayında Montreal'de düzenlenecek zirvede somut bir aşamaya taşınması bekleniyor.
Avrupa Birliği yetkilileri, bu yeni ortaklık modelinin mevcut aday ülkelerin tam üyelik süreçlerine zarar vermeyeceğini ve bu iki sürecin paralel olarak ilerleyeceğini vurguluyor. Eğer başarılı olursa, bu modelin Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda gibi benzer düşünce yapısına sahip diğer ülkelerle kurulacak daha geniş bir ittifakın temelini oluşturabileceği değerlendiriliyor.