Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı verileri, ülkemizdeki toplam ölümlerin yüzde 34,7 gibi önemli bir kısmının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını gözler önüne seriyor. Kalp ve damar hastalıkları konusunda toplumda yaygın olan yanlış inanışların başında, belirli bir yaşın altında risk bulunmadığı düşüncesi geliyor. Uzmanlar, kalp krizi için kesin bir yaş sınırı olmadığını belirterek, özellikle damar tıkanıklığı riskinin belirli dönemlerde ivme kazandığına dikkat çekiyor.
İstatistiksel veriler, erkeklerde 45, kadınlarda ise 55 yaşından sonra kalp krizi riskinin belirgin şekilde yükseldiğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, bu yaş sınırlarının altında olmanın bir güvence sağlamadığını ve genç yaşlarda da riskin devam ettiğini hatırlatıyor. Ayrıca erkeklerin kalp krizi geçirme olasılığının kadınlara kıyasla iki ila üç kat daha fazla olduğu belirtiliyor.
Kalp sağlığını korumak ve damar esnekliğini artırmak için sürdürülebilir yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu noktada tek bir spor dalına odaklanmak yerine, tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet sürme ve hafif tempo koşu gibi aerobik egzersizler tavsiye ediliyor. Sağlıklı bir kalp yapısı için haftalık 150 ile 300 dakika arasında orta şiddetli egzersiz yapılması, tıbbi açıdan en etkili korunma yöntemleri arasında yer alıyor.