Türkiye'de madencilik faaliyetleri sonucunda bozulan arazilerin doğaya yeniden kazandırılmasına yönelik çalışmalar, yıllar içinde geliştirilen mevzuat ve yeni mali yükümlülüklerle daha kapsamlı bir yapıya kavuştu. 2007 yılında başlayan yasal düzenleme süreci, 2010 yılında yayımlanan yönetmelikle rehabilitasyonun ÇED süreçleriyle bütünleşik bir şekilde ele alınmasını sağladı. Bu kapsamda rehabilitasyon, sadece ağaçlandırma değil; zemin güvenliği, erozyon kontrolü ve toprağın korunması gibi çok boyutlu bir süreç olarak tanımlandı.
Mali Güvence ve Denetim Mekanizması
Maden sahalarının rehabilitasyonuna yönelik çalışmalar, 2014 yılında başlatılan Eylem Planı ile hız kazandı. OGM verilerine göre, 2014-2025 döneminde yaklaşık 6 bin 334 hektarlık alan rehabilite edildi. Ayrıca, 2022 yılında başlatılan TÜRMES projesi ile Türkiye genelindeki rehabilite edilmiş sahalar tek bir envanterde toplandı. Bu proje kapsamında 56 ilde 217 saha incelenerek 13 bin 584 hektarlık alana 25 milyonu aşkın ağaç ve bitki dikimi gerçekleştirildiği tespit edildi.
Geçtiğimiz yıl Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikle, işletme ruhsat sahipleri için rehabilitasyon bedeli ödeme yükümlülüğü zorunlu hale getirildi. Bu bedeller, rayiç oran üzerinden nemalandırılarak ayrı hesaplarda tutuluyor. Rehabilitasyon süreci tamamlanmadan ruhsat sahibinin sorumluluğu sona ermiyor; eğer ayrılan bedel yetersiz kalırsa aradaki fark ruhsat sahibi tarafından karşılanıyor.
Sorumlu Madencilik Anlayışı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Tancan, sorumlu madencilik anlayışının çevreyi ve insan sağlığını merkeze aldığını vurguladı. Maden sahalarının risk gruplarına göre düzenli olarak denetlendiğini belirten Tancan, hayati risk tespit edilen işletmelerin faaliyetlerinin durdurulduğunu ifade etti. Denetim süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği için yapay zeka ve dijital teknolojilerden de yararlanıldığını belirten yetkililer, kamu kurumlarının koordineli bir şekilde maden sahalarını izlemeye devam ettiğini kaydetti.