Konya'da bir kafede yaşanan gizli kamera skandalı, mahremiyetin korunması ve yargı kararlarının caydırıcılığı üzerine yeni bir tartışma başlattı. Bir kadın müşterinin, kafenin kadınlar tuvaletinde tavan avizesine gizlenmiş bir cep telefonu fark etmesiyle ortaya çıkan olayda, garsonun görüntü kaydı aldığı belirlendi.
Hukuki Süreç ve Karar Değişikliği
Yerel mahkeme, sanığın garsonluk mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlandığını değerlendirerek 4,5 yıl hapis cezasına hükmetmişti. Ancak Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu kararı bozarak cezayı 1 yıl 8 aya indirdi ve erteledi. Yargıtay'ın bu kararı, kamuoyunda cezasızlık algısı yarattığı gerekçesiyle tepki topladı.
Suç Bilimcisi Avukat Dr. Ceren Küpeli, kararın teknik arka planını değerlendirerek, "Kanuni dayanaktan yoksun ağırlaştırıcı sebep bertaraf edildi" ifadesini kullandı. Küpeli, tuvaletin herkese açık bir alan olması nedeniyle garsonun mesleki konumunun eylemi kolaylaştırıcı bir unsur teşkil etmediğini, bu nedenle yerel mahkemenin uyguladığı artırımın hukuka aykırı olduğunu savundu.
Mağdurun Hakları ve İşletme Sorumluluğu
Uzmanlar, gizli çekim eylemlerinin Türk Ceza Kanunu'nda cinsel saldırı veya taciz kapsamında değerlendirilmesinin mevcut yasal sınırlar nedeniyle zor olduğunu, bu nedenle fiilin "özel hayatın gizliliğini ihlal" kapsamında ele alındığını belirtiyor. Görüntülerin internette paylaşılmamış olması ise sanığın daha ağır bir suçtan yargılanmasını engelledi.
Mağdur kadının, işletme sahibi aleyhine manevi tazminat davası açma hakkı saklı tutuluyor. Avukat Küpeli, işletmelerin "adam çalıştıranın sorumluluğu" ilkesi gereği, çalışanlarının işlediği suçlardan dolayı hukuki sorumluluk taşıdığını hatırlattı. İşletmelerin benzer durumlarla karşılaşmaması için personel seçiminde özen göstermesi, düzenli teknik denetimler yapması ve mahremiyet alanlarında güvenlik önlemlerini hukuka uygun şekilde yapılandırması gerektiği vurgulandı.