Türkiye'de kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında önemli mesafeler katedilse de, 2026 verilerine göre oran yüzde 24,4 seviyesinde seyretmeye devam ediyor. Sosyal güvenceden yoksun bırakılan işçiler, sağlık hizmetlerinden yararlanamadıkları gibi emeklilik haklarında da ciddi kayıplar yaşıyor. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, işçilerin sigortasız çalıştırılmasını kesin bir dille yasaklıyor.
İstisnalar suistimal ediliyor
İnşaat, tarım ve balıkçılık gibi sektörlerde işe giriş bildirgesinin çalışmaya başlanılan gün verilmesine olanak tanıyan yasal istisna, kayıt dışı istihdamı gizlemek için bir araç haline gelebiliyor. Denetimler sırasında işverenler, uzun süredir sigortasız çalıştırdıkları personeli o gün işe başlamış gibi göstererek sorumluluktan kaçmaya çalışabiliyor.
İş kazasında ağır fatura
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), iş kazası geçiren bir işçinin sigortalı olup olmadığına bakmaksızın tedavi masraflarını üstleniyor ve gerekli durumlarda sürekli iş göremezlik geliri bağlıyor. Ancak sigortalı işçilerde maliyet kusur oranına göre paylaştırılırken, sigortasız işçilerde hiçbir kusuru olmasa dahi tüm masraflar ve ödemelerin peşin değeri işverene rücu ediliyor. Bu durum, işverenler için ciddi bir mali yükümlülük oluşturuyor.
Bildirim yükümlülüğü hayati önem taşıyor
İş kazasının işveren tarafından kolluk kuvvetlerine derhal, SGK'ya ise en geç üç iş günü içinde bildirilmesi yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sorumluluktan kaçmak için bildirim yapmadığı durumlarda, işçilerin veya yakınlarının kolluk kuvvetlerine başvurarak tutanak tutturması, hak kaybına uğramamak adına kritik bir adım olarak öne çıkıyor. Sürekli iş göremezlik geliri, işçinin çalışma gücündeki kaybın en az yüzde 10 olarak tespit edilmesi durumunda, müfettiş raporları beklenmeden bağlanabiliyor.