İsviçre Federal Konseyi, küresel güvenlik ortamındaki değişimleri gerekçe göstererek 2026 Güvenlik Politikası Stratejisi'ni onayladı. Rusya-Ukrayna Savaşı, artan hibrit tehditler ve kritik altyapılara yönelik riskler, ülkenin savunma ve güvenlik anlayışının yeniden şekillenmesinde temel etkenler oldu.
Üç ana öncelik belirlendi
Yeni strateji belgesi, İsviçre'nin güvenlik politikasında üç temel öncelik ortaya koyuyor. Bunlar; devletin, ekonominin ve toplumun direncini artırmak, siviller ile kritik altyapıları korumak ve ülkenin genel savunma kapasitesini güçlendirmek olarak sıralandı. Hükümet, uluslararası düzenin zayıfladığı ve büyük güçler arasındaki rekabetin yoğunlaştığı bir dönemden geçildiğini vurguladı.
Strateji kapsamında siber saldırılar, etki operasyonları ve organize suçlarla mücadele gibi hibrit tehditlere karşı 10 ana hedef ve 46 farklı önlem belirlendi. Federal Konsey, askeri kapasitenin olası bir saldırıya karşı önceden hazır hale getirilmesi gerektiğini belirterek, bu süreçte uluslararası işbirliklerinin önemine dikkat çekti.
Türkiye bölgesel güç olarak vurgulandı
Belgenin dikkat çeken bölümlerinden biri, küresel güç dengelerine yapılan analizler oldu. İsviçre, Türkiye'yi Brezilya, Hindistan ve Suudi Arabistan ile birlikte "bölgesel güçler" kategorisinde tanımladı. Raporda, bu ülkelerin küresel düzendeki etkilerini artırdığı ve kendi güç hedeflerini genişlettiği ifade edildi. Ayrıca, söz konusu ülkelerin hem Çin ile ticari ilişkilerini derinleştirdiği hem de ABD ile işbirliğini sürdürdüğü belirtildi.
İsviçre hükümeti, uluslararası ilişkilerin giderek daha parçalı ve değişken koalisyonlar tarafından şekillendirildiğini savunuyor. Çin, Rusya, Kuzey Kore ve İran arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin küresel istikrarsızlığı artırdığına işaret eden yetkililer, Güvenlik Politikası Devlet Sekreterliği koordinasyonunda yürütülecek çalışmaların 2028 yılına kadar raporlanacağını duyurdu.