Malta mahkemesi, 2017 yılında bombalı araç saldırısı sonucu hayatını kaybeden araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia cinayetinin azmettiricisi olduğu iddia edilen iş insanı Yorgen Fenech hakkında beraat kararı verdi. Karar, ülkede basın özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gazetecinin ailesi, mahkemenin kararını sert bir dille eleştirerek, bu sonucun adaletin tecelli etmesini engellediğini savundu. Gazetecinin oğlu Matthew Caruana Galizia, kararı ülkenin geleceği adına korkunç bir gelişme olarak nitelendirdi. Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) ise kararın, gazetecilere yönelik şiddet eylemlerinde bulunanlara cesaret verebilecek tehlikeli bir mesaj taşıdığını vurguladı.
Daphne Caruana Galizia, Malta'nın en üst düzey siyasi ve iş dünyası çevrelerindeki yolsuzlukları ortaya çıkaran çalışmalarıyla tanınıyordu. Ölümü, Avrupa Birliği'nin en küçük üyesi olan Malta'da büyük bir siyasi krize yol açmış, kitlesel protestoların ardından dönemin Başbakanı Joseph Muscat 2020 yılında görevinden ayrılmak zorunda kalmıştı. 2021 yılında yayımlanan bir kamu soruşturması raporu, devletin gazeteciyi koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve cinayete zemin hazırlayan bir cezasızlık ortamı yarattığını ortaya koymuştu.
Dava sürecinde, cinayeti gerçekleştiren ve bombayı temin eden beş kişi suçlu bulunarak hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak azmettirici olduğu öne sürülen Fenech'in beraati, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından "öfkenin ötesinde" bir gelişme olarak tanımlandı. RSF, Malta makamlarını gazetecileri koruyacak reformları acilen hayata geçirmeye ve tam adaleti sağlamaya çağırdı.
Daphne Caruana Galizia'nın ailesi, cinayetin üzerinden geçen dokuz yıla rağmen kurumsal zaafların giderilmediğini belirterek, sorumluların hesap vermesi için mücadelenin devam edeceğini ifade etti. Malta'nın hukuk devleti ilkelerine bağlılığı konusundaki soru işaretleri, bu son kararla birlikte yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşti.