Medyametre 2025 Medya Kullanım Alışkanlıkları Araştırması, televizyonun Türkiye'de güvenilir haber alma kaynakları arasında ilk sırada yer aldığını ortaya koydu. RTÜK Başkanı Mehmet Daniş tarafından paylaşılan veriler, sosyal medyadaki dezenformasyon ve yalan haber akışına karşı geleneksel medyanın denetlenebilir yapısının stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Ekonomik ve Sosyal Riskler
Geleneksel medya kuruluşları, reklam gelirlerindeki payın sürekli azalması nedeniyle ciddi bir finansal baskı altında bulunuyor. Özellikle yabancı sermayeli dijital platformlar, Google ve YouTube gibi mecraların Türkiye'den yıllık yaklaşık 150 milyar lira gelir elde ettiği belirtiliyor. Bu platformların sahip olduğu vergi avantajları ve düşük personel maliyetleri, yerel medya kuruluşlarının rekabet gücünü zayıflatıyor.
Uzmanlar, dijital platformların sunduğu içeriklerin çocuklar ve gençler üzerinde oluşturduğu risklere dikkat çekiyor. Geleneksel televizyon kanalları RTÜK tarafından yayın ilkeleri çerçevesinde denetlenip cezalandırılırken, dijital mecraların içerik denetimi konusunda daha esnek bir yapıda olması eleştiriliyor. Bu durumun toplumsal ahlak ve aile yapısı üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği ifade ediliyor.
Medyanın Stratejik Önemi
Geleneksel medyanın itibarsızlaştırılmasının, Türkiye'nin kriz anlarında veya önemli toplumsal süreçlerde haklı tezlerini anlatacak mecra bulamamasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor. Özellikle 2023 seçimleri sonrasında hazırlanan raporlarda, iktidar medyasının söylemlerinin vatandaş üzerindeki etkisinin göz ardı edildiği tespiti öne çıkıyor. Yerli ve milli medyanın sistemli bir şekilde zayıflatılmasının, uzun vadede Türkiye'nin algı operasyonlarına karşı savunmasız kalmasına neden olabileceği savunuluyor.
Sonuç olarak, dijitalleşen dünyada ekran alışkanlıklarının değiştiği kabul edilse de, geleneksel medyanın toplumsal hafıza ve güvenli haber akışı için vazgeçilmez bir rol üstlendiği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, dijital platformların denetimsiz büyümesi ile geleneksel medyanın korunması arasındaki dengenin yeniden kurulması gerektiğini savunuyor.