Dünya genelinde su ürünleri yetiştiriciliği, insan tüketimi için sağlanan balık miktarında avcılığı geride bırakarak en büyük kaynak haline geldi. Ancak bu büyüme, ciddi bir çevresel sorunu da beraberinde getiriyor. Somon gibi etçil çiftlik balıklarının ihtiyaç duyduğu omega-3 yağ asitleri, büyük oranda vahşi balıklardan elde edilen balık yağından karşılanıyor. Bu durum, zaten baskı altında olan okyanus ekosistemleri üzerindeki yükü daha da artırıyor.
İskoçya merkezli MiAlgae girişimi, bu kısır döngüyü kırmak için besin zincirinin temelindeki mikroalgleri hedef alıyor. Şirketin kurucusu Douglas Martin, omega-3'ün aslında balıklar tarafından değil, algler tarafından üretildiğini belirterek, balık yağına olan bağımlılığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Araştırmacılar için uzun yıllar boyunca en büyük engel, alg üretiminin maliyetli olmasıydı. MiAlgae, bu sorunu İskoç viskisi damıtımevlerinden çıkan düşük değerli sıvı atıkları kullanarak çözdü.
Viski üretimi sırasında ortaya çıkan ve büyük miktarlarda atık olarak görülen bu sıvı, paslanmaz çelik tanklarda alg hücrelerini beslemek için kullanılıyor. Bir nevi bira üretim sürecini andıran bu yöntemle, algler yüksek besin değerine sahip bir biyokütleye dönüştürülüyor. Elde edilen kurutulmuş algler, balık unu ve balık yağına doğrudan ikame bir ürün olarak su ürünleri yemi ve evcil hayvan maması üreticilerine gönderiliyor.
Şu anda ilk tam ticari üretim tesisini kurma aşamasında olan şirket, yıllık binlerce tonluk üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Her ne kadar bu miktar küresel talebin küçük bir kısmını karşılasa da, sektördeki sürdürülebilirlik arayışları için önemli bir adım olarak görülüyor. 2024 Earthshot Ödülü'nde finale kalarak dikkatleri üzerine çeken MiAlgae, balık yağı maliyetleriyle rekabet edebilecek bir ölçekte üretim yapmayı planlıyor. Bu yenilikçi yaklaşım, su ürünleri yetiştiriciliğinin çevreci kimliğini güçlendirirken, vahşi balık stoklarının korunmasına yönelik sistemik bir çözüm sunuyor.