Türkiye'de dijital oyun sektörüne yönelik yasal düzenlemeler, meclis gündemindeki yerini koruyor. 2 Nisan 2026 tarihinde kabul edilen ilk yasal düzenlemenin ardından, daha sert bir yasa tasarısının hazırlık aşamasında olduğu iddiaları sektör temsilcilerini harekete geçirdi. Bu kapsamda Türkiye Oyun Geliştiriciler Derneği (TOGED) yetkilileri, 1 Temmuz tarihinde meclis araştırma komisyonu üyeleriyle kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi.
Sektörün Bakış Açısı ve Bilimsel Veriler
Toplantıda TOGED Danışma Kurulu Başkanı Tuğbek Ölek ve dernek yöneticileri, oyunların şiddetle doğrudan bir bağı olmadığını bilimsel araştırmalar ışığında milletvekillerine sundu. Sektör temsilcileri, oyunların tek başına suçlu olarak görülmesinin yanlış olduğunu savunurken, komisyon üyelerinin oyun geçmişine sahip olmalarını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Ancak, milletvekillerinin oyunlar ile gerçek hayattaki şiddet arasında bir bağ bulunmadığına dair bilimsel verilere karşı hala mesafeli durduğu gözlemlendi.
Uygulanamaz Çözüm Önerileri
TOGED, toplantı sırasında gündeme gelen bazı çözüm önerilerinin teknik olarak imkansız olduğunu belirtti. Özellikle oyun platformlarının e-devlet üzerinden yaş doğrulaması yapması veya çocukların oyun içi davranışlarını rehber öğretmenlere bildirmesi gibi önerilerin, kişisel verilerin güvenliğini tehlikeye atacağı ve uluslararası platformların Türkiye pazarından çekilmesine yol açabileceği ifade edildi. Sektör temsilcileri, bu tür karmaşık ve uygulanamaz sistemlerin pratikte oyunların toptan yasaklanmasıyla eşdeğer sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Güvenli Oyun İçin İş Birliği Çağrısı
Görüşmelerde öne çıkan ortak nokta, ailelerin bilinçlendirilmesi ve çocukların yaşlarına uygun içeriklere erişiminin sağlanması oldu. TOGED, oyun konsollarındaki ÖTV yükünün azaltılması, ebeveyn denetim mekanizmalarının yaygınlaştırılması ve oyuncuların kötü niyetli davranışları raporlayabileceği sistemlerin güçlendirilmesi gibi somut öneriler sundu. Dernek, devletin oyun sektörünü bir tehdit olarak değil, ekonomiye katkı sağlayan bir paydaş olarak görmesi gerektiğini vurgulayarak, önyargıların kırılması için bilimsel çalışmaların devam edeceğini belirtti.