Paris Moda Haftası'nın dikkat çeken isimlerinden biri olan Fransız-Portekiz kökenli tasarımcı Steven Passaro, moda endüstrisine getirdiği yenilikçi yaklaşımla öne çıkıyor. Mimarlık eğitimi almış olmanın sağladığı üç boyutlu düşünme yetisini tasarımlarına yansıtan Passaro, Hermès ve Christian Dior gibi köklü moda evlerinde edindiği tecrübeleri kendi markasında birleştiriyor.
Passaro'nun tasarım sürecindeki en belirgin fark, geleneksel yöntemlerle dijital teknolojileri harmanlamasıdır. Fiziksel prototiplerden önce 3D modelleme yazılımlarını kullanarak kalıp hazırlama süresini önemli ölçüde kısalttığını belirten tasarımcı, bu sayede kazandığı zamanı el işçiliğine ve zanaate ayırabildiğini ifade ediyor. Sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda dijital avatarlar üzerinden sanal numuneler üreterek israfı minimize etmeyi hedefliyor.
Moda sektöründeki güncel tartışmalara da değinen Passaro, büyük lüks markaların yapay zekayı modellerin yerine kullanma eğilimini eleştiriyor. Bu durumun sektördeki profesyonellerin iş kaybına yol açacağını savunan tasarımcı, "Modelleri yapay zeka ile değiştirmek istemiyorum" diyerek insan odaklı yaratıcılığın önemini vurguluyor. Ayrıca, ultra hızlı moda markalarının yarattığı tüketim çılgınlığına karşı tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiğini ve daha kaliteli, uzun ömürlü ürünlerin tercih edilmesinin çevresel açıdan daha doğru olduğunu belirtiyor.
Genç tasarımcılara tavsiyelerde bulunan Passaro, moda dünyasında hızlı başarı peşinde koşmanın yanıltıcı olabileceğini ifade ediyor. Kendi kitlesini oluşturmanın ve doğru iş ortaklarıyla ilerlemenin önemine dikkat çeken tasarımcı, moda tasarımını kısa süreli bir sprint değil, uzun soluklu bir maraton olarak tanımlıyor. Passaro, koleksiyonlarında psikoloji ve maneviyat gibi temaları işleyerek, dünyadaki değişimleri ve kişisel dönüşüm süreçlerini tasarımları üzerinden anlatmaya devam ediyor.