Türkiye'nin F-35 savaş uçağı programına geri dönüşü, karmaşık bir hukuki ve teknik süreci beraberinde getiriyor. Uzmanlar, bu sürecin gerçekleşebilmesi için öncelikle ABD yönetiminin yaptırımları kaldırdığını Kongre'ye resmen bildirmesi ve 2021 yılında feshedilen ortaklık anlaşmasının yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Mali ve Teknik Hazırlık
Sürecin en somut aşamasını mali mutabakat oluşturuyor. Türkiye'nin programdan çıkarılmasıyla dondurulan 1.4 milyar dolarlık ödemesi ile uçakların yıllardır süren bakım ve hangar masraflarının mahsuplaşılması bekleniyor. Ayrıca, Türk Hava Kuvvetleri'nin siber altyapısının, uçağın küresel lojistik ağı olan ODIN sistemine yeniden entegre edilebilmesi için Pentagon tarafından denetlenmesi ve akredite edilmesi gerekiyor.
ABD'de hangarlarda bekleyen 6 adet F-35 uçağının teslimatı için ise yoğun bir bakım süreci planlanıyor. Derin uyku prosedürüyle korunan uçakların yakıt hatları, hidrolik sistemleri ve filtreleri yenilenecek; kauçuk contalar ve hayalet boya kaplamaları detaylı testlerden geçirilecek. Elektronik donanımların güncellenmesi ve yazılım yüklemelerini de içeren bu bakım sürecinin 6 ila 12 ay süreceği tahmin ediliyor.
Stratejik Ortaklık ve KAAN Projesi
Türkiye'nin geçmişteki kurucu ortaklık statüsüne dönmesi, mevcut tedarik zinciri sözleşmeleri nedeniyle zor görünse de, bölgesel bakım üssü olma veya yedek parça tedarikçiliği gibi alternatif modeller üzerinde duruluyor. Uzmanlar, F-35'e dönüşün yerli muharip uçak projesi KAAN'ı baltalamayacağını, aksine iki projenin birbirini tamamlayıcı roller üstlenebileceğini vurguluyor. F-35'in istihbarat ve veri merkezi işleviyle öne çıkacağı, KAAN'ın ise hava üstünlüğü görevlerinde etkin olacağı bir senaryonun Türk savunma sanayisi için verimli olacağı ifade ediliyor.