ABD genelinde kimliği belirlenemeyen binlerce suç kurbanı, ailelerinin yıllardır süren belirsiz bekleyişine neden oluyor. Bu soruna çözüm arayan emekli bilgisayar programcısı Margaret Press, DNA teknolojisi ile soyağacı araştırmalarını birleştirerek çığır açan bir yöntem geliştirdi. 2017 yılında bir polisiye romanından esinlenerek başlattığı bu süreç, bugün yüzlerce gönüllünün yer aldığı DNA Doe Projesi'ne dönüştü.
Teknolojiyi Adaletle Birleştirmek
Press, başlangıçta kolluk kuvvetlerinden ve ticari DNA şirketlerinden beklediği desteği alamasa da, adli genetik uzmanı Dr. Colleen Fitzpatrick ile güçlerini birleştirerek kendi imkanlarıyla çalışmalara başladı. Ekibin ilk büyük başarısı, 2002 yılında ölü bulunan ve kimliğini çalan bir adamın gerçek isminin, yani Robert Ivan Nichols'ın tespit edilmesi oldu. Bu başarı, projenin ciddiyetini kanıtlayarak kolluk kuvvetlerinin de dikkatini çekti.
Geçmişin İzleri Aydınlanıyor
Proje, 1981 yılında Ohio'da öldürülen ve "Süet Derili Kız" olarak bilinen Marcia King'in kimliğini tespit ederek, 40 yıldır kızından haber bekleyen annesine yanıt ulaştırdı. Press, bu tür vakaların aileler için buruk bir sevinç yarattığını belirtiyor. Ekip, sadece bireysel vakalarla sınırlı kalmayıp, 1921 Tulsa Katliamı gibi toplumsal travmaların kurbanlarını da unutmadı. DNA Doe Projesi'nin katkılarıyla, katliamda hayatını kaybeden CL Daniel'ın kimliği 2024 yılında resmen açıklandı.
Bugün yaklaşık 100 gönüllüyle çalışmalarını sürdüren ekip, emekli polis memurlarından çeşitli uzmanlara kadar geniş bir yelpazeye sahip. Press, bu görevi bir tutku olarak tanımlarken, her insanın öldüğünde isminin bilinmesini hak ettiğini vurguluyor. Emeklilik günlerini huzur içinde geçirmek yerine yüzlerce dosya üzerinde çalışan Press, "Cevap bulmak için çabalamayı seviyoruz" diyerek çalışmalarının devam edeceğini belirtiyor.