Küresel enerji piyasalarında yaşanan gerilimler, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin'in tedarik stratejilerini değiştirmesine neden oldu. Özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik endişeleri ve bölgedeki askeri hareketlilik, Çin'in Orta Doğu ülkelerinden gerçekleştirdiği ham petrol sevkiyatlarını doğrudan etkiledi. Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve İran'dan yapılan alımlarda yaşanan belirgin düşüş, ithalat verilerine de yansıdı.
Çin Gümrük Genel İdaresi tarafından paylaşılan verilere göre, yılın ilk iki ayında artış gösteren ithalat hacmi, mart ayından itibaren hızla gerilemeye başladı. Haziran ayında yıllık bazda yüzde 41,3'lük bir düşüş kaydedilirken, yılın ilk altı ayındaki toplam ithalat miktarı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,4 azalarak 247,6 milyon tona geriledi.
Pekin'den üç aşamalı önlem planı
İthalattaki daralmanın iç piyasada bir enerji krizine yol açmasını engellemek isteyen Pekin yönetimi, üç temel stratejiyi devreye aldı. İlk olarak, yaklaşık 190 milyon ton olduğu tahmin edilen stratejik ve ticari petrol stokları kullanıma açıldı. Mayıs ayından itibaren stoklardan düzenli olarak petrol çekilmeye başlanırken, nisan ayında devlet şirketlerine bu konuda özel izinler verildi.
İkinci adım olarak, rafine petrol ürünlerinin ihracatına yönelik kısıtlamalar sıkılaştırıldı. Bu sayede, mevcut ürünlerin yurt dışına gönderilmesi yerine iç piyasadaki talebin karşılanması hedeflendi. Son olarak, rafinerilerin kapasite kullanım oranları kademeli olarak düşürüldü. Şubat ayında yüzde 73 seviyelerinde olan kapasite kullanımı, haziran ayında yüzde 58'e kadar geriledi. Mart ve haziran ayları arasında rafinerilerin toplam üretim kaybının yaklaşık 33 milyon ton olduğu hesaplanıyor.
Uzmanlar, Çin'in bu adımlarla ham petrol arzındaki dalgalanmalara karşı daha dirençli bir yapı kurmaya çalıştığını belirtiyor. Rafineri faaliyetlerindeki yavaşlama ve stok yönetimi, ülkenin enerji güvenliğini koruma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.